gorsel/aile-1643269126.jpg

Özel Gereksinimli Çocuk ve Aile

Özel Gereksinimli Çocuk ve Aile

Özel Gereksinimli Çocuk ve Aile
  • 27/01/2022

Ailelerin en önemli görevi sahip olduğu çocuğu en iyi şekilde eğitmektir. Eğitim hayata gözlerin açıldığı anda ailede başlar. Özel gereksinimli çocuklar da sevgiye, şefkate, temel gereksinimlerinin asgari düzeyde karşılanmasına ve eğitilmeye ihtiyaç duyarlar. Tek ayrım noktası gerekli araç gereç ve yöntemlerin farklı olmasıdır. Burada önemli olan ailelerin çocuklarını eğitirken onların gereksinimleri ve engelleri hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Aileler okulda verilen eğitime yardımcı olurlar ve bu süreçte istenen amaçlara ulaşabilmek onların sabrıyla mümkün gözükmektedir. Bu nedenle özel gereksinime sahip çocukların ailelerini bilinçlendirmek ve onları aktif olarak çocuklarının eğitimine katmak şarttır.

Özgür’e (2001) göre uzun yıllar özel eğitime gereksinim duyan çocuğun eğitiminde ve gelişiminde doğal eğitimci rolünü üstlenen aileler göz ardı edilmiş, eğitimde uygulayıcı olmaktan çok, bilgi alıcı olarak rol oynamışlardır. Özel eğitimin tarihçesine baktığımızda bu alandaki çalışmaların ve verilen hizmetlerin uzun yıllar yalnızca özürlü bireylere yönelik olduğu, bu hizmetlerin bir sistem olarak tüm aileyi kapsamadığı görülmektedir. Engelli çocuğa sahip aileler diğer ailelerden daha çok ilgiye, desteğe, sevilmeye, kabul görmeye ve eğitime gereksinim duyarlar.

Özel gereksinimli çocuğun farkında olunması ailede başlar, çocukla iç içe olan ve onun davranışlarını sürekli gözleyen ailedir. Çocuk önce ailesiyle sonra onların dışındaki çevre ile etkileşime girer. Ancak çocuğun en problemli davranışlarının gerçekleştiği yer de ailedir.

Özsoy’a(1990) göre sorun çözüldüğünde ilk sevinecek, kaybettiği huzuru bulup mutluluğa erişecek olan ailedir. Yine sorunun çözüldüğünde çözüme katkısı olanlara ya da katkısı bulunduğu sanılanlara minnet, şükran borcuna gömülecek olan ve ayrıca sunulan hizmetlerde en az dikkate alınan ve en çok yalnız bırakılanda ailedir. Bu süreçte ailelerin yorulma ve yıpranmalarına çok fazla izin verilmeden ailelere ulaşmak ve ailelere rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini götürmenin yararlı olacağı bir gerçektir.

Aile, özel gereksinimli çocuğunun ihtiyaçları ve alması gereken eğitim hakkında bilgisiz olduğu takdirde sorunun çözülemeyeceğini unutmamak gerekir.

Ailelerle iletişimi sıkı tutmak, okulda alınan önlemleri evde devam ettirmek için işbirliği yapmak gerekir. Bu işbirliğinin gerçekleşmediği durumlarda okulda verilen evde bozulabilir. Dolayısıyla anne baba eğitimi bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ailelerin sürekli merak ve endişe içinde olduğu iki önemli konu vardır. Birincisi ‘şimdi ne olacak, ne yapacağım? ve ‘benden sonra çocuğumun durumu ne olacak? gibi kaygılar ikincisi de bu kaygılarına ilaveten sorunla baş etme çabalarıdır. Sorunun çözümü için kime, nasıl ve ne zaman başvuracağını bilmemektedir. İşte bu konuda aile eğitimi önem kazanmaktadır. İstenilen davranışların kazandırılması için en etkili çevre aile çevresidir. Aile çevresini çocuğun sağlıklı gelişimi için uygun bir hale getirmek aile fertlerinin yeterli düzeyde eğitim alması ile mümkün olabilir. (Çağlar, 2000)

Aileler çocuklarının gereksinimleri ve eğitim ihtiyaçları hakkında bilgilendikçe sürece katkısı artar ve kendisini psikolojik olarak rahatlamış hissederler.

Ailede özel ihtiyaçları olan bir çocuğun doğumuyla birlikte anne baba ve diğer çocukların hayatı temelli değişmiş olur. Artık onları eskisinden farklı öncelikleri olan bir hayat beklemektedir. Bilinmesi gereken ilk husus engeli olan çocuğun olduğu şekilde kabullenilmesi gerektiğidir. Yapabildikleriyle ve yapamadıklarıyla kabul edilmelidir.

Anne babaların unutmaması gereken şey şudur: çocuğunuzu kanatlarınızın altına almak, her isteğini anında yerine getirmek için hazır olmak, hayatın acımasızlıklarından korumak için onu yalıtmak, hayatınızı ona adamak iyilik değildir. Onu yapabileceği her şey için cesaretlendirmek, onun için ortamlar yaratmak, kapasitesi oranında beklenti sahibi olmak, yapamayacağı şeyler için zorlamamak daha işlevsel ve doğru olan davranış biçimleridir.

Özel gereksinimli bir çocuğa sahip olmak aile üzerinde suçluluk, kızgınlık, isyan ve yetersizlik gibi duygulara sebebiyet verebilir.

Ailelerin karşı karşıya kaldıkları ilk tepkisel durum ‘’şok’’tur. Ardından inkâr, aşırı üzüntü, depresyon, karşıt duygular yaşama, suçluluk, kızgınlık, utanma, sıkılma, uzlaşma, uyum ve kabul aşamaları gelmektedir.

Çocuğun durumu öğrenildikten ve yukarıdaki psikolojik tepkiler yaşandıktan sonra ebeveynlerde bazı genel tutumlar gözlenmektedir.

(Özsoy,1988)’a göre bu tutumlar yedi grupta toplanmaktadır.

Fazla koruyucu tutum:

Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar arasında en çok görülen tutum olarak bilinir. Çocuk için ailede kendilerince uygun görülen her türlü güvenlik sağlanmaya çalışılır. Aile dışında tehlike, alay edilme, ayıplama vardır, özürlü çocuk bu dünya içinde tutulmaya çalışılır. Hatta bazı vakalarda aile içinde, daha küçük bir çevrede yaşamaya itilir. Misafirin yanına bile çıkarılmaz. Çocuğun her ihtiyacı aile içinde karşılanmaya çalışılır. Çocuk aileye bağımlı hale getirilir. Bu tutumda aile özürlü çocuğunu saklayıp, dışa karşı normal aile yaşantısı sürdürüyor görüntüsü vermeye çalışılır.

Ayrıcalıklı tutum:

Çocuk özürlü olduğu için bazı özel haklar tanınır. Dokunulmazlık kazandırılır. Ailedeki normal bireylerin uymak zorunda olduğu kurallara uymayabilir. O hep farklı muamele görür.

Her şey özürlü için tutumu:

Bazı ailelerde özürlü çocuğun dışında herkes ihmal edilir. Herkes kendini özürlü çocuğa adamıştır. Ailenin tüm olanakları, engelli çocuk için seferber edilir. Herkes maddi, manevi her türlü fedakarlıkta bulunur. Aile normal yaşantısını kaybetmiştir.

Özürlü çocuğu reddeden tutum:

Az da olsa görülebilen bir tutumdur, özürlü bir dert olarak görülür. Her şey için ayak bağıdır. Bu çocuktan kurtulmak gerekir. Kapatılır, ihmal edilir, temel gereksinimleri doyurulmaz, karşılanmaz.

Özrü reddeden tutum:

Bazı aileler özrü kabul etmez. Çocuklarına toz kondurmazlar. Onlara göre çocuklar özürlü değildir. Buna kendilerini ve çevrelerini inandırmaya çalışırlar. Özürlü çocuk bunun kanıtı olacağından, fazlaca zorlanır.

Özürden yararlanma durumu:

Özürlü kişi halini, zedelenmeyi her zaman her yerde olabildiğince sergileyerek çevrenin dikkatini çekmeye çalışılır. Dikkat çekmenin arkası acındırmaya gider. ‘’Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin, gözden etmesin.’’ Türü acındırmalarla çevreden yardım toplama yoluna gidilir.

Normal tutum:

Özürlü çocuğu olduğu gibi kabul etmektir. Çocuğun zedelenme durumu ve yetersizliği olduğu gibi kabul edilir. Onun özelliklerine, gereksinimlerine uygun gelişim ortamı hazırlamaya ve sürdürmeye çalışılır.

 

Aile sürekli sorunlarla karşı karşıya olmasına karşın, çözüm yolları sınırlıdır. Bir anlamda özürlü çocuğun sorunları aynı zamanda ailenin de sorunudur. Bu durum tüm aileyi hem işlevsel hem duygusal yönden etkiler. Engelli çocuğu olan aile, evlilik bütünlüğünü korumak, ekonomik durum, çocuklarının eğitimi, dini inançları ve çocuğun cinsiyeti ile ilgili sorunlarla karşı karşıyadır. (Özgür,1993)

Ailenin özel gereksinimli çocuğuna karşı görevleri normal çocuklara göre farklılık gösterebilir. Ailenin bu görevi çocuğunun durumunun anlaşılmasından ve topluma kazandırılmasına kadar sürer. Bu zaman zarfında aile olumsuz bir ruh haline girebilir ve olumuz tutum sahibi olabilir.

Ailenin olumsuz tutumlarını değiştirmede eğitim kurumları ve öğretmenlere düşen görev üç kümede toplanabilir. Bunlar:

  1. Aileleri özürlü çocuğun durumu ve neler yapabileceği konularında gerçekçi bilgilerle donatmak.
  2. Özel öğretim yöntemlerinde iş birliği yapabilir hale getirmek.
  3. Rehberlik hizmetlerini yerine getirebilmektir (Özsoy, 1998)

 

Şirinler Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde kurumdaki öğretmenlerimiz velilerimizi sürece başlamadan önce bilgilendirir ve endişeli aileyi rahatlatırlar. Dönem içerisinde ders esnasında çekilen videolarla aileye yol gösterir onlara rehberlik ederler. Velilerimiz de çocuklarının gelişimini yakından takip etmiş olurlar. Edindikleri bilgileri ev ortamında düzenler ve verilen eğitimin etkililiğini ve devamlılığını sağlamada ellerinden geleni yaparlar.

Ailenin bilinçli olması için, çocuğun ailesinin ve yakın çevresinin gerekli bilgilerle donatılması gerekir. En önemli şey ailenin bu süreçte en önemli ve en etkili parçası olduğunun farkına varmasıdır.

Aile bilinçlendirilmezse uzmanlarla iş birliğini reddedebilir.

Özel gereksinimli çocuk ve ailelerinin eğitimi bir ekip işidir. Değişik alanlardaki uzmanların ortak katılımının söz konusu olduğu profesyonel bir yardımı gerektirir. Ayrıca bu yardım sadece özel çocuk ve ailesinin bilgilendirilmesiyle sınırlı kalmayıp tüm toplumu kapsayan bir alanı da içine almalıdır.

Son olarak (Zan, Özgür)’e göre özel gereksinimli çocuğu olan anne babanın eğitilmesinin sağladığı yararları şöyle özetleyerek bitirebiliriz.

  1. Anne-babalar çocuklarının gelişimini, güçlü ve zayıf oldukları yönleri öğrenir.
  2. Çocuklarının eğitimlerine karar vermeyi, eğitimlerini üstlenmeyi, hak ve sorumluluklarını paylaşmayı öğrenir.
  3. Çocuklarının eğitim programı hakkında bilgilendirilerek kendilerine düşen görevi yerine getirmeleri sağlanır.
  4. Okul programını evde uygulamanın etkili yollarını aramalarına olanak sağlar.
  5. Çocukların eğitimleri için şimdiki ve gelecekteki en önemli kaynaklarının farkına varırlar.
  6. Çocuklarına yardım etmekten dolayı kendilerini psikolojik olarak rahatlamış hissederler.

Bunun yanında ailenin eğitimine katılımının çocuğa sağladığı yararlar da şöyle sıralanabilir.

  1. Özürlü çocuk için iki önemli çevre olan ev ve okul arasında işbirliğinin gerçekleşmesi ile eğitimde beklenen tutarlılık oluşur.
  2. Çocukların öğrenme ve gelişme fırsatları artar.4
  3. Daha hızlı bir gelişme süreci içinde olmaları sağlanır.

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA:

  1. Çağlar, D. (2000) Aile Eğitimi. Özel Eğitimde Aile Eğitimi Sempozyumu.  Ankara: 13-14 Nisan 2000.
  2. Özgür, İ. (2001). Özel Eğitimde Kaynaştırma Yönteminin Boyutları ve Sağladığı Yararlar. ÇÜ Eğitim Fakültesi Dergisi, 21.
  3. Özsoy, Y., Özyürek, M ve Eripek, S. (1998). Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Özel Eğitime Giriş. Ankara : Karatepe Yayınları.
  4. Özgür, İ (1993). Eğitilebilir Zihinsel Özürlü Çocukların Anne Baba Eğitiminin Ana, Baba Eğitiminin Ana, Baba ve Çocuk Üzerindeki Etkileri. Doktora Tezi, Adana.
  5. Özgür, İ. , Zan, B. Engelli Çocuk, Engelli Aile.

 

 



OKBlog
OKBlog

İlk Yorum Yapan Sen Ol